Minik meleğimden bahsedeyim... Dünyanın GERÇEKTEN AMA GERÇEKTEN EN KIYMETLİ şeyi... Hani derlerdi de inanmazdım denir ya o cümleden sık sık kuruyorum bu günlerde. Mesela :
"Lohusalık" derlerdi de inanmazdım..
"Geceleri hiç uyumasan bile sana hiç zor gelmiycek" derlerdi de inanmazdım.
"Onu ilk kucağına aldığında dünya duracak" derlerdi de inanmazdım...
"İlk emzirdiğim anı asla unutamam" derlerdi de inanmazdım...
"Evlilik eskisi gibi olmaz" derlerdi de inanmazdım...
"Bebeğimin topuğundan kan alan görevliyi öldürmek istedim" derlerdi de inanmazdım...
Bunun gibi büsürü "duy da inanma" türünden şeyi yaşadım vay be dedim hakkaten doğruymuş!!!
Miniğimle birbirimize her geçen gün daha da alışıyoruz. Tek sıkıntım etkilerime tepki vermiyor olması. Gülme, ağlama, yatma, kalkma eylemleri tamamen kendi insiyatifinde... Daha doğrusu benden tamamen kopuk...
Beni tanıyor ve hissediyor olduğu gerçeğini bilmesem depresyonum arşa çıkar heralde...
Her yeni annenin yaşadığı, emzirme, alt alma, gaz çıkarma, uyutma gibi temel eylemlerle geçiyor günlerimiz... Tabi bu söylediklerim çoook uzun zamanlar alıyor... Öyle ki geceleri saatlece emzik yerine koyuluyorum. Çoğunlukla altını alırken işiyor veya kakasını yapıyor, böylece komple soyunup giyiniyoruz. Bunlar gerçekten gülme sebebim oluyor. Meleğime methiyeler dizerek yapıyorum hepsini... Sonuçta anneye yavrusu bişey görünürmüş... Oğlum da benim için dünyanın en tatlı en güzel varlığı...
Şimdilik bu kadar. Lohusalık sıkıntılarım, doğum maceralarım ve diğer herşeyden ayrı ayrı bahsedicem...
Uyuyan meleğim benim, ultrason fotoğraflarında nasılsan aynen öylesin... Henüz 15 günlüksün ama seni aylardan beri tanıyorum... Annesinin yakışıklı oğlu...
