Neden böyle dedim kendime bilmiyorum. Blog yazmayı özlemek diye bir adet çıktı şimdi de... Her özlemek kadar kötü değil. Herşeyi bir kenara bırakıp, blogger.com a girip yazmaya başlayınca geçiyor.
Aslında oğlumu aşırı derecede özlemiş olmak bana soluğu burada aldırıyor bu bir gerçek!!! Aklıma geldikçe ağlayacak gibi oluyorum. Eve gidip albümü açıcam ve fotoğraflarına bakıcam minik prensimin..
MSN de gün sayıyorum... "Minik prens is coming soon -> 86"
Evlenmeden önce de düğüne günler kala başlamıştım buradan geri geri saymaya... E.A bıktık diyor senin bu gün saymalarından :D Daha canım kocam askere gitcek, Allahım o zaman nasıl saycam düşünemiyorum. Etrafımdaki insanlara acıdım şimdi. Ne kadar çekilmezim :S
Böyle saymalar hesaplamalar gerer insanı. Panik, stres, heyecan her türlü zararlı ruh haline sokar adamı...
Gtalk da oğlumu daha relax bekliyorum : "My little prince is coming soon :)"
28. haftaya yeni girdik. Toplamda 12 kilo almış bulunmaktayım. Son 2 kiloyu bir anda alıverdim. Geçen hafta kepek ekmekli kahvaltı hazırlamaya üşendim, poğaça, börek, simit muhabbetine girdim. Sonuç ortada. Pişmanım... Diyetisyene gidip bu işe bir dur demem gerekiyor.
Şimdiden disipline girdim. Akşamdan beslenmemi hazırlıyorum. Süt, meyve, haşlanmış yumurta, kepek ekmeği, peynir, zeytin... Tatlıları çok çok kısıtlı yiyorum... Emirim için...
Minik oğlum sağlıklı, normal bir kiloda doğsun. Ben de doğum sonrası şişme bot gibi ortada kalmiim...
21 Ekim 2009 Çarşamba
16 Ekim 2009 Cuma
Cuma mesai sonu sayıklamaları :S

Canım tatlı bişeyler çekiyor. Minik prensimin sağlığını düşünerek vazgeçiyorum.
O kadar yorgunum ki servise kadar nasıl gidicem diye düşünüyorum :(
Gece uyuyamadım uykusuzum. Gözlerim yanıyor.
Oğlumu çok özledim. Eski ultrason görüntülerine bakıp hasret gidermeye çalışıyorum. Daha da artıyor. 2 Kasım da randevum var iple çekiyorum...
Haftasonu için plan yapmadım, cömertçe harcamak istemiyorum. Kocam babasının yanında hastanede olacak. Evde durmak istiyorum ama yalnız kalmaktan korkuyorum :(
Rüyamda karnım çatlak ve yarıklarla doluydu. Bu benim için bir ikaz olabilir mi ???
Emzirme koltuğum ve oğlumun odası için tasarladığım dolap hakkında birşeyler yapmam lazım. Kendimi bu konularda yalnız hissediyorum. Sanırım enerjim giderek tükeniyor.
Enerji dedim de bence bütün sorun ilk cümlede saklı :S
Bir negro atsam ağzıma bütün " :( " yüzler " :) " olur mu dersiniz...
Baştan yazsam sonra bu postu...???
Yok yok olmaz. Post böyle kalsın..................Gönderiyom.............
Etiketler:
Cuma mesai sonu sendromu,
Eti Negro çeker canım
15 Ekim 2009 Perşembe
Lahana sarması löp diye yemelik hem de sıcacık... Yana yana...

Bir iş günü daha mutlu sonla bitiyor... Gökten lahana sarması düşüyor Emir'e :D
Etiketler:
işyerinde aşermek,
lahana sarması aşerdim
13 Ekim 2009 Salı
27.Hafta... Bacak krampları, tatlı çeker bir gönül, bol iş, bol stres, bol hastalık...
Blog yazmayalı yine uzun zaman oldu. Aslında yazamamamın nedeni akşamları nete girmiyor olmam, gündüzleri ise kafamı kaşıycak vaktimin olmaması.
27. haftadayız, neredeyse 7 aylık olduk. Karnım artık kocaman. Meleğim içerde ne akrobatik hareketler yapıyor kimbilir. Şimdi bile bir yandan meleğimin hareketlerini izliyor, bir yandan da yazı yazmaya çalışıyorum :)
Dün gece ilk bacak krampı olayını yaşadım. Acayip bir acıyla uyanıp çığlık atamayacak kadar uykulu bir vaziyette nasıl geçtiğini hatırlamadan yine acı içinde uyuyakalmak deneyimini bizzat tecrube ettim. Klasik bir hamileyim... Klasiklere düşkünlüğüm yoktur, kısmette klasik hamilelik yaşamak da varmış :) Hafta hafta hamilelik yazılarını okuyorum da, psikolojik midir nedir aynen yaşıyorum yazılanları. Bir klasik harikası oğlum benim :)
Kayınpederim... Mülayim, sakin, dingin bir o kadar da otoriter insan... Aslında feci duygusal, yumuşak, merhametli ama nedense son derece de sert görünüşlü, korkulası bir dede...
Geçen hafta pazar günü, akla gelmedik bir kaza başına geldi. Su şişesinde duran kobalt 2 sertleştirici maddeyi bir yudum da olsa içmiş, anında tükürmesine rağmen, o günden beri hastanede yemek borusu tahribatı nedeniyle yatıyor. Başta çok korktuk, o kadar korktuk ki şimdiki hali bile bizi şükretmeye zorladı. Bugün ilk kez birkaç kaşık çorba içmiş. Canım kocam şuan orada, ben şişko ve yorgun savaşçı evde dinlenmeye çalışıyorum.
İş saatlerim o kadar yoğun o kadar tempolu ve stresli geçiyor ki... Buraya yazmaya çalışırken bile yoruluyorum. Tek düşündüğüm şu doğum iznine biran önce çıkmak ve evimde huzurlu zamanlar geçirmek...
Yemek yapsam, yesem, tv izlesem, kısa mesafeli yürüyüşlere çıksam, film alsam, izlesem izlesem de başka dünyalara aksam... Ah rüyalar, hayaller.. Ah gönül sen neler istersin böyle...
27. haftadayız, neredeyse 7 aylık olduk. Karnım artık kocaman. Meleğim içerde ne akrobatik hareketler yapıyor kimbilir. Şimdi bile bir yandan meleğimin hareketlerini izliyor, bir yandan da yazı yazmaya çalışıyorum :)
Dün gece ilk bacak krampı olayını yaşadım. Acayip bir acıyla uyanıp çığlık atamayacak kadar uykulu bir vaziyette nasıl geçtiğini hatırlamadan yine acı içinde uyuyakalmak deneyimini bizzat tecrube ettim. Klasik bir hamileyim... Klasiklere düşkünlüğüm yoktur, kısmette klasik hamilelik yaşamak da varmış :) Hafta hafta hamilelik yazılarını okuyorum da, psikolojik midir nedir aynen yaşıyorum yazılanları. Bir klasik harikası oğlum benim :)
Kayınpederim... Mülayim, sakin, dingin bir o kadar da otoriter insan... Aslında feci duygusal, yumuşak, merhametli ama nedense son derece de sert görünüşlü, korkulası bir dede...
Geçen hafta pazar günü, akla gelmedik bir kaza başına geldi. Su şişesinde duran kobalt 2 sertleştirici maddeyi bir yudum da olsa içmiş, anında tükürmesine rağmen, o günden beri hastanede yemek borusu tahribatı nedeniyle yatıyor. Başta çok korktuk, o kadar korktuk ki şimdiki hali bile bizi şükretmeye zorladı. Bugün ilk kez birkaç kaşık çorba içmiş. Canım kocam şuan orada, ben şişko ve yorgun savaşçı evde dinlenmeye çalışıyorum.
İş saatlerim o kadar yoğun o kadar tempolu ve stresli geçiyor ki... Buraya yazmaya çalışırken bile yoruluyorum. Tek düşündüğüm şu doğum iznine biran önce çıkmak ve evimde huzurlu zamanlar geçirmek...
Yemek yapsam, yesem, tv izlesem, kısa mesafeli yürüyüşlere çıksam, film alsam, izlesem izlesem de başka dünyalara aksam... Ah rüyalar, hayaller.. Ah gönül sen neler istersin böyle...
3 Ekim 2009 Cumartesi
25. Hafta, doktor kontrolü ve Eminönü çıkartması...
Dün sabah aylık rutin kontrol için Ataşehir Acıbademin yolunu tuttuk erkenden... Hem de canım kocam, ablam ve öteki yakışıklı prensim yeğenimle...
Doktor bu sefer ciddi ciddi "şekerli" herşeyi yasakladı. Söylediğine göre yakışıklı prensimin kilosu sınırdaymış ve bugünden itibaren dikkat etmezsem kilolu bir bebek olurmuş :S
Doktor amcaya verdiğim sözü, sağlığını göz önünde bulundururak tutuyorum ve tatlı yemiyorum.Tıpkı yazın buzluğa attım mısırları düdüklüde haşlayıp az önce tuzlamadan yemem gibi. Herşey senin sağlığın için minik meleğim.
Benim minik prensim, doktorun verdiği son ultrason görüntülerin beni sana iyice aşık etti. Rüyamda hep seni gördüm. Bilinçaltım dolmaya, sabır haznem taşmaya başladı.
Doktordan sonra alışverişe Eminönü'ne gittik. Hani şu çok meşhur, bloglarda sayfa sayfa anlatılan Tahtakale, Eminönü, Havuzlu Han maceralarını bizzat biz de tecrube edelim dedik. Mısır Çarşısı, Tahtakale sokakları ve Şark Han... Nasıl oldu da daha önce gelmedim şaşkınlıkları:S Nereye bakacağını, ne alacağını şaşırmış ben, kolumdan çekiştiren kocam, böyle giderse Emir'e birşey alamadan akşam olacak endişeleri içinde ablam. Hızla Havuzlu Han'a doğru ayrılıyoruz abidik gubidikçi handan.
Havuzlu Handa gerçekten söylendiği gibi 2 kat bebek mağazası, dumur oluyor insan. Fiyatlar gerçekten uygun. Aşağıdaki oto koltuğunu, 70 kağıda aldık. Bugün İzmitte bir mağazada 140 TL ye sordum:S Pierre Cardinin daha önce gördüğüm bir modeli. Kırmızı istiyordum ama en son bunu aldığım için yorgunluk bezginlik hali içinde hadi olsun artık deyip alıp çıktık.

Tahtakalede Kurukahveci Mehmet Efendi Sokağındaki bebek şekerleri, süsleri abidik gubidikleri satan bir mağazadan bebek şekeri için malzeme aldım. Henüz erken olduğu için içinin şekerlerini almadım dolayısıyla buraya fotoğraflarını koymuyorum. İlknur gelcek, şekerleri yapcas, sonra fotoğraflayıp buraya ekliycem:) İlknurum yol tarifi ve parlak mühim fikirlerin için öpüyorum seni:)
Şekerleri koyacağım sepet ve oğluşumun oyuncakları için Koçtaş'tan aldığım kutular... Şimdilik bu kutularda bebeğime aldığım eşyalar duruyor :)
Havuzlu Han'dan oğlum için gerekli herşeyi aldık sayılır. Battaniyeler, tulumlar, hastane çıkışı, badiler, pantullar aklıma gelmeyen daha büsürü şey. Müsait bir vakitte fotoğraflayıp eklerim diye düşünüyorum.
Doktor bu sefer ciddi ciddi "şekerli" herşeyi yasakladı. Söylediğine göre yakışıklı prensimin kilosu sınırdaymış ve bugünden itibaren dikkat etmezsem kilolu bir bebek olurmuş :S
Doktor amcaya verdiğim sözü, sağlığını göz önünde bulundururak tutuyorum ve tatlı yemiyorum.Tıpkı yazın buzluğa attım mısırları düdüklüde haşlayıp az önce tuzlamadan yemem gibi. Herşey senin sağlığın için minik meleğim.
Benim minik prensim, doktorun verdiği son ultrason görüntülerin beni sana iyice aşık etti. Rüyamda hep seni gördüm. Bilinçaltım dolmaya, sabır haznem taşmaya başladı.
Doktordan sonra alışverişe Eminönü'ne gittik. Hani şu çok meşhur, bloglarda sayfa sayfa anlatılan Tahtakale, Eminönü, Havuzlu Han maceralarını bizzat biz de tecrube edelim dedik. Mısır Çarşısı, Tahtakale sokakları ve Şark Han... Nasıl oldu da daha önce gelmedim şaşkınlıkları:S Nereye bakacağını, ne alacağını şaşırmış ben, kolumdan çekiştiren kocam, böyle giderse Emir'e birşey alamadan akşam olacak endişeleri içinde ablam. Hızla Havuzlu Han'a doğru ayrılıyoruz abidik gubidikçi handan.
Havuzlu Handa gerçekten söylendiği gibi 2 kat bebek mağazası, dumur oluyor insan. Fiyatlar gerçekten uygun. Aşağıdaki oto koltuğunu, 70 kağıda aldık. Bugün İzmitte bir mağazada 140 TL ye sordum:S Pierre Cardinin daha önce gördüğüm bir modeli. Kırmızı istiyordum ama en son bunu aldığım için yorgunluk bezginlik hali içinde hadi olsun artık deyip alıp çıktık.
Tahtakalede Kurukahveci Mehmet Efendi Sokağındaki bebek şekerleri, süsleri abidik gubidikleri satan bir mağazadan bebek şekeri için malzeme aldım. Henüz erken olduğu için içinin şekerlerini almadım dolayısıyla buraya fotoğraflarını koymuyorum. İlknur gelcek, şekerleri yapcas, sonra fotoğraflayıp buraya ekliycem:) İlknurum yol tarifi ve parlak mühim fikirlerin için öpüyorum seni:)
Şekerleri koyacağım sepet ve oğluşumun oyuncakları için Koçtaş'tan aldığım kutular... Şimdilik bu kutularda bebeğime aldığım eşyalar duruyor :)
Anadolu yakasına geçince, İkeaya uğrayalım da yorgunluğumuza yorgunluk katalım dedik :D
Bu da ikeadan aldığım arabalı paspas... 9,99 TL :) Bedavadan biraz pahalı:) Duvarlarla acayip güzel uydu:)
Etiketler:
25.Hafta,
arabalı paspas,
bebek alışverişi,
bebek şekerleri,
Eminönü,
Havuzlu Han,
oto koltuğu,
Şark Han,
şeker sepeti,
Tahtakale
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)